219 kişi kendisini tutuyor, 35 arkadaşı var.
29 yorum var - 24 Haziran 2008 11:03 yazılmış
51 yorum var - 04 Nisan 2008 17:04 yazılmış
33 yorum var - 20 Ocak 2008 11:51 yazılmış
48 yorum var - 18 Aralık 2007 23:29 yazılmış
17 yorum var - 30 Ekim 2007 20:36 yazılmış
26 yorum var - 27 Ekim 2007 16:51 yazılmış
15 yorum var - 06 Ekim 2007 01:36 yazılmış
20 yorum var - 03 Ekim 2007 12:00 yazılmış
24 yorum var - 21 Eylül 2007 22:37 yazılmış
13 yorum var - 12 Eylül 2007 21:58 yazılmış
12 yorum var - 11 Eylül 2007 15:11 yazılmış
18 yorum var - 09 Eylül 2007 15:57 yazılmış
12 yorum var - 06 Eylül 2007 01:26 yazılmış
28 yorum var - 04 Eylül 2007 23:15 yazılmış
eda teyze pekmezlerinin girişimcilikte medeni cesaret akımının öncüsü olduğunu söyleyebilirim. yalnız, hedef kitleyi doğrudan etkileme açısından sinek kaydı ağda salonu seviyesine ulaşacağını sanmıyorum.
Blogda cevap vermek istemedim. Zira yeterli olmuştur arkadaşa. Şunu da belirtmek isterim ki, yaprak sarmasına hayır dediğim görülmemiştir. Yok ben isterim filan diye demiyorum, bil diye söylüyorum. Yaprak sarması, mantı filan gerçekten insanı hayvandan ayıran en önemli şeyler bence.
hayır yani sayesinde hepimiz tramisudan soğuduk :/
paketi yok, renkli kurdaleside :P
ne hediyeler gördüm dışında paketi yok (konfiçyus'un hemen yanında duran adam)
global dünya ve biz olur ya bir gün italyaya gidersem canım elimle pizza kulesini sanki ben ayakta tutuyormuşum gibi kadrajlı pozlar vermem veremem objektiflere çünkü eğer öyle yaparsam italyan entelektüelleri beni yadırgarlar ve kınarlar türklerin entelleri de ne kadar da ıyyy nasıl derler "guisebba meazza derler" ooouu canpare montabella falan derler fatih terim de olmasa çekilmez şu türkler derler ama bilirsin çok çılgınım gerekirse pizza kulesini ve hatta romayı bile yakarım.
sevgili arkadaşım arkhe ruin her daim yirmibirinci notları siz yazıyorsunuz bu gerçekten büyük bedbadhtlık kanaatindeyim burası benim panom sayılır buraya devam edebilirsiniz demin yazdığınız şeyi
N'olcak böyle yaa.. demiştim temincek.
ay bu muydu saçlarım beyazladı iki dakkada
Evettt. (Yalan. Pankart falan aldım ama ulan ben nası Türkan Şoray olcam ki, olamam ki. Bi kere hallerimiz tavırlarımız birbirinden değişik. Hadi bakalım hayırlısı..) böyle basit bi şeydi.
herkes de yazar olmuş bu panoya. filtre koy çift duble B; entellektüel seviyesi korunsun kutunun :D
beyine bi sorabilir misin buraya gelmene izin veriyo mu
soru eklerini ayırarak yazınız.
oldu mu
ama beyin gelmeden olmaz çok özledim ikinizi de
beyin salatasına limon sıkmazsan kararır diyollar. bi de bu var işte gereksiz bilgi mahiyetinde.
ben alacağımı aldım daha fazlasını taşıyamam
Ben geldim ama ne diyeyim bilmiyorum.
ben de bunu diyemediğim için bişi demedim bugüne kadar..
hep sustuk hep içimize attık! :/
ama artık yeter! :/
Evet artık susmayacaz! Biz Cüneyt Abimizin bu mazlum bakışlarına dayanamıyoruz. Ağrımıza gidiyor :/
demek cüneyt abinin safhındasınız. yanlış tercih yapmayın hayatınız kararmasın. bak adam geçenlerde ata bindi evlerden uzak, nasıl düştüğünü gördükten sonra bizanslı olsam gülmekten ölürdüm bizzat. cüneyt abiye boş verin, siz türkan abla'nın bakışlarına odaklanın. örnek alalım hatta kendisini. manalı bakalım :/
panpa
bi çift bileziği hazır ettim, sen kızı razı et.
allah hastalığın da hayırlısını versin.
çok doğru dedin, bak bizim yan komşu kabakulak oldu mesela. ona ve ailesine çok hayırlı geldi..hastalığın üçüncü gününde banyo küvetinden petrol çıktı.
bazen pardesümün yakasını kaldırır, kalabalığa karışırım.
mufassal kıssa başlarsın, garip efsane söylersin.
tanıdığın çok kızıl var mı
hepsi de ekim doğumlu
ne tarafa gittiler en son
o güzel insanlar o güzel atlara binip...oeehh
ata mı bindiler nehri geçtiler mi bende discovery var
ohoooo sana çok anlatçaklarım var...
biriktirmen iyi olmuş.
bildiğin limonata tarzında hazırlanan daha sonra buzlukta dondurularak yenilen birşeydi şimdi büyüdü insannarla arkaş oldu
meybuuuuzzz! mtmz biraderim canımı çektirdin!
ya zaten bin yıllık bici bici'yi ice slush diye satıyorlar, ben ona bozuluyorum :/
bizim oralarda eskimo derlerdi halada öyle deniyordur herhal meybuz denen şeyi baya büyüdükten sonna tanıdım ben yada bizim oralara geç geldi işte eskimo evde yapılır genelde apartman kapıcılarının eşleri yapardı ek gelir ossun diye ben işçi çocuğuydum ve o tarihte hatrı sayılır birşeydi işçi olmak
bbbb, arkadaşım, demirkubuz a laf etmedim. aman beni gömmeyin olur mu...(ama c blok gerçekten kötüydü kabul edelim)...
sen değil zaten, o etti. o bak o, sen değil, diğeri, hemen senin yanında duran..
peki c blok konusunda anlaştık mı?
eh yani bi başyapıt değil tabi ama ...ama işte.. ha mesela sor bana "c blok'u ikinci kez seyreder misin?" diye.. sor hadi sor. bak nasıl cevabını veriyorum şakkadanak.
seyreder misin?
cık..
doğru olmayan yani tarafımca kabul görmeyen atasözleri ve nedenleri; 1. ata sözü senin dinini imanını... höşşt.. dinime küfreden müslüman olsa.. pis hıristiyan seni..
tam olarak yukarıda ki gibi olmayabilir münasebet lakin pek benzer olacağı muhakkaktır. şimdi sözün özü yani demem onlara ki birader dinine küfreden müslüman olmasın. çünkü neden? insan kendi dinine küfreder mi lan manyah. etse bile bu çok büyük bi ayıp. günah en başta. sonna bırak hıristiyan etsin lan küfrü dinine. müslümanı ne diye geriyon. hiç ya.
aslında çogsel şeyler yazmak için gelmiştim buraya fakat yazamadım karnım aç olduğu için herhal önce yazdığım şeyle çeliştim sildim sonra yeniden denedim olmadı olamadı utandım kızdım kendime küstüm bitti
ben küfürün kendisine zaten tamamen karşıyım. ne açken ne tokken ne sıcakta ne karda kışta...küfür ne ya? küfür ne :/ küfret küfret nereye kadar.. sıkıldım ya:/
gerisini merak et diye yazıyı çoheycanlı bir yerde bitirdim farkındaysan sezon finali havasında oldu neyse. konumuz te zamanından günümüze değin ulaşmış olan fakat kabul görmeyen atasözleridir sıcak havalarda edilen küfürler değildir ilgili yerleri okuyup yeniden yorumlar mısın hadi lütfen
değerli hemşerim;
sen galiba pek farkında değilsin ama şimdi benim şöyle bir durumum var. buraya herkes istediğini yazar ama ben cevap olarak canım neyi istiyorsa onu yazıyorum. alakası varmış yokmuş hiç düşünmüyoruz yani. şimdi de cevap olarak mesela bir şiyir yazmak isterdim ama leğendeki buzlu su iyice ısındı, değiştirmek farz oldu. kestane kebap sakın beni unutma, sepet sepet yumurtaların yanına çaydanlık koyanlara karşı ol.
yine de ilgili sayılabilecek cevab vereyim ne de olsa işin ucunda saç örgüsü peynir var. geçerliliği kalmayan atasözü şu olabilir. "sakalımız yok ki sözümüz dinlensin." oldu mu? oldu oldu, zorlamayalım bence. sen de oldu de, sulh olalım.
hamama giden terliyormuş yaa.. nası bi şey bu?
bizim bi akrabamız var, kendisi eskimo. ben onun yanına taşınıcam..evleri püfür püfür sepserin valla.
fince öğrenir öğrenmez finlandiyadayım.. arada bana da uğra..
ben kendimce bir eskimo dili uydurdum zaten. şimdilik sadece ben anlıyorum. diğer eskimolar mal mal yüzüme bakıyorlar, galiba soğuktan beyinleri donmuş. buzhane balığı gibi anlamsız suratlılar yaa, neden geldim kutuplara hudey hudey! 1 2 3
eriyorum burada, beynim donsun ne fark eder.. zaten öyle yüksek kullanımım yok.. ram'i de düşük..
47. kez yeninden arkadaş olduk. ısı-soğu,ısı-soğu anası ağladı arkadaş ağıma ekle aparatının.
sıcaktan şaşı olan tek insan sensin, bu arada aparat filan baya havalı kelimeler kullanıyorsun yeağ :/
arkadaşım arkadaşım :) ya bi yanlışlık oldu sanırım.
az önce sayfana yazdığım bikaç edebi cümle kırklara karışmış görünüyor. nereye uçtu neden uçtu anlamadım yeminnen.
ne müsamereler dönüyor burda
kendi kendime süper eğleniyorum, şimdilik bir katılım yok.
dur az bekle katılayım
rus gibi edebiyatı(bölüm 2 : günlük)
artık günlük tutmaya karar verdim anuşkacığım böylece sana söyleyemediğim şeyleri en azından kağıda dökebileceğim..
17 ekim 19.. bugün, günler sonra ilk kez dışarı çıktım. ev sahibem bayan pavlova' ya gözükmemek için çok dikkat ettim zira kendisine otuz üç ruble kira borcum var ve bu durum benim gibi gururlu bir adamı çok yaralıyor.. bayan pavlova daha geçen gece odama geldi ve yeni aldığım redingota manidar gözlerle bakarak, yarım ağızla; " hımm iyiymiş hayırlı olsun kaça aldın" dedi. oysaki anuşkacığım sümerbank'tan çok uygun ödeme koşullarıyla almıştım yeni redingotumu görsen öyle güzel ki, beni rusyanın soğundan ve insanların küçümser bakışlarından koruyan bir zırh adeta.. volga nehri boyunca yürüdüm. neşeli insanlar gördüm anuşkam, gülen, mutlu insanlar. hayat, raylarda hızla ilerleyen bi tren gibi geçip gidiyordu önümden ve ben bu trenin hangi kompartımanındaydım bilemiyordum. bugün yeni bir şey fark ettim anuşkacığım diğer günlerde yanımdan beni fark etmeden geçen, fark etseler bile akıllarına getirdiğim tek soru " bu adam neden yaşıyordur ki ? " olan insanlar bugün beni fark ettiler. aslında beni değil, sanırım onlar da yeni redingotumun şaşasına aldandılar oysaki bu halimle ben, güzel ve lezzetli görüntüsünün sahteliğiyle ısırılmayı bekleyen çürük bir elma gibiydim ve çiğnenmeden tükürülmeliydim... aahh anuşkacığım bu hasta adam hala ayakta durabiliyorsa senin sayendedir. beyaz gecelerde hiç batmayan sadece güneş değil, senin sevdan da kalbimde hiç batmıyor ve bana yaşama ümidi veriyor. eve dönmek ve sana bu satırları yazmak için sabırsızdım ama biraz geciktim zira yolda daireden arkadaşım olan bay vladislav' la karşılaştım. vladislav gibi üçüncü dereceden kıdemli bir memurun benim gibi on birinci dereceden küçük bir memura yüz vermesi olacak iş değildir. iş yerinde de benimle pek konuşmaz, imzalaması için uzattığım kağıtları yüzüme bile bakmadan alır ama bugün davranışları her zamanki gibi değildi. beni görünce şapkasını çıkarttı, vucuduna göre bir hayli orantısız olan başını hafifçe öne eğdi. yüzüne düşen gri saç perçemini eliyle düzellti ve kalın, siyah kaşlarını kaldırarak " merhaba tufancığım" dedi. "merhaba vladislav" dedim. "nereden gelip, nereye gittiğimi" sordu. biraz hava almak için dışarı çıktığımdan ve bu mevsimde rusya' nın ne kadar güzel olduğundan bahsettim. senden bahsetmedim anuşkam ama lütfen yanlış anlama bu vladislav biraz encük ağızlıdır, ağzında bakla ıslanmaz sonra tüm st. petersburg ' a reklam olurduk ehe he. neyse vladislav bir şeyler içmek için beni yakınlardaki bir meyhaneye davet etti, kibarca reddettim. "o zaman bize gidelim ya akşam kalırsın da, sabah kahvaltı yaparız beraber" diyerek üsteledi. sanırım beni bırakmaya pek niyetli değildi ama ben bir an evvel eve gitmeli ve anuşkam için bu satırları karalamalıydım ve dahası çorabım delikti, bu halimle misafirliğe gidemezdim anuşkacığım.
17 ekim 19...
sevgili günlük;
bugün aniden günlük tutmaya karar verdim. bu günlüğü de yazdıktan sonra ortalıkta bırakıcam ki zalim zengin ve dolayısıyla gaddar babam rahatlıkla bulabilsin. sonra başıma türlü dertler açılsın. bu mantığı geçen gün izlediğim bir türk filminde görmüştüm. inan çok etkilendim..bu sabahki piyano dersinde yüzelliüç kez do notasına bastıktan sonra piyano hocam benim iflah olmaz bir yetenek topağı olduğuma karar verdi. dersten sonra pencereden dışarıyı izlerken o esrarengiz yabancıyı yine gördüm. işine gidiyordu ve bana baktı. bakışlarını gördüğüm anda kalbim adeta sıkma programına geçen çamaşır makinesinin tamburu gibi dönmeye başladı. esrarengiz kalp hırsızının üzerinde bu kez yeni bir redingot vardı, bunu eteğinden sarkan fiyat etiketinden anladım.
daha sonra babamın mali işlerine bakan kıdemli memur bay vladislav babama bir çanta dolusu para bırakmak için bize geldiğinde, babam ona akşam da uğramasını söyledi. fakat vladislav "tufan" adında türk asıllı bir fakir memur arkadaşıyla buluşması gerektiğini söyleyince, içimden "heeee demek ki adamın adı tufanmışş. vay leminee" dedim. ama rus edebiyatı bu cümleyi kaldıramayacağı için hemen pencereden volga'yı seyredip "ahhh gaspadin, adınız ne kadar sarsıcı, size çok yakışmış" diyerek kirpiklerimi kırpıştırdım..
popüler kültür platformunda günlük yazmak yasaklanmış.
hah işte dolgun maaşlı KGB memuru da gelmiş.
Fazladan kayıt parası veren olursa ben alırım birkaç kişi daha, doldu diye ürkütmeyelim çoccukları.
dolandırıcıyım diyosun.. anladım.
kalbim kırılıyor......................................................
benim de sürekli sağ kolumda bi uyuşma var.
anlayamadığım birkaç şey var ( hiç buruk sevinç yaşayamadım hep normal sevindim de )
1. neden düşünüyoruz?
( birkaç şey dedim ama, diğerleri aklımdan çıktı, düşüneyim bulunca yazarım.)
düşünen hayvanız ya ondan düşünüyoruz. halbuse düşünmesek belki insan olucaz. diğer sorular da böyle çalışmadığım yerlerden gelirse sonum hiç iyi görünmüyor. görükmüyor da diyebilirdim ama demedim, neden? çünkü düşünüyorum.
eskilerden kim kaldı cancağızım;bi sen,bi ben,bi ayı,bi o,bi şu,e tabi şunla bunu da unutmamak lazım...
bi de cif likit jel.. her derde deva kendisi.
melapa matisjim
ken yu sipiik ingiliş?
26 sayfadan oluşan bir öykü yazdım. bölüm başkanına göstermek istiyorum, ama ben tırt bi adamım. "çok güzel olmuş yeaa", "ilerde çok ünlü bir yazar olunca ben yns'yi tanıyordum falan diyebileceğim" şeklinde dönütler verir misin bana, bölüm başkanından önce sana okutsam? :/
rabbim korumuş ki sekizyüz sayfalık roman yazmamışsın. 26'ya şükür. sen onu bana chapter chapter yolla yns'um. dönüt dediğin donut filansa ben yemem, donut yiyeni de sevmem.
dönüt kelimesini yeni öğrendim. geri-bildirim (feed-back) anlamına geliyormuş. daha karizmatik duruyor, hatta sırf cümle içinde kullanayım diye yazdım desem yalan olmaz desem yalan olabilir. ara etkenlerden biriydi sadece.
rus edebiyatı(bölüm 1: anuşka)
yıkık, dökük ve bir viraneyi andıran bu odadır benim dünyam..mum ışığının aydınlattığı bu loş odada bir kadeh kırmızı şarap içerek karşılarım yalnız geceyi, aslında pek de yalnız değilimdir. yan odada kalan ve eşini yıllarca önce osmanlı-rus savaşında kaybettiği için devamlı hüzünlü olan bayan czwetista'nın söylediği anonim mujik halk türküleri eşlik eder bana odamda. dul czwetistanın sesi, insanın gönül telini sibiryanın ayazında kalmış bir zağar gibi titretir. ahh anuşkam işte böyle gecelerde hep seni düşünüyorum ve sana olan susuzluğumu.. seni düşündükçe mutlu oluyorum ama kışın geliyor olması beni korkutuyor zira aldığım ayda on beş kupek maaş eskimiş ve artık soğuğu iliklerime işleten redingotumu değiştirmeye yetmiyor ama olsun diyorum benim anuşkam var, senin hayalindir beni ısıtan anuşkam gerçi sen,sana olan sevgimin varlığından bi habersin ama bu fakir ve mağrur adam senin hayalinle yaşıyor. gündüzleri içtiğim bir tas çorbaya tuz yerine seni ekiyorum anuşkam ve geceleri içtiğim bir kadeh kırmızı şaraba rengini veriyor dudakların... ne yana baksam sen, sen ve yine sen.. saat ya anuşkaya beş var ya anuşkayı beş geçiyor. artık dayanamıyorum.. zengin, zengin olduğu kadar gaddar, gaddar olduğu kadar da küstah olan babandan seni istemeye karar verdim ancak beni aşağılamasından ve fakirliğimi yüzüme vurmasından korkuyorum anuşkacığım ama biliyorsun rusyanın soğunda donmayacağını bilsem hemen narenciye işine girerim, gerekirse limon satar sana bakarım ama iklim şartları neylersin ehe he. neyse, ne diyordum anuşkam; "dobre uliçnaya borhom vaznukska"
yüksek tavanlı salonumuzun yine en az tavan kadar yüksek pencerelerinden dışarıyı seyrediyorum, gözlerimin önünde volga nehri'nin yarı yarıya buz tutmuş suları adeta güneşin zayıf ışıklarıyla bana bir şeyler anlatıyor. belki de artık tüm rusyayı canından bezdiren şu beyaz geceler, benim de sonumu hazırlıyor. zalim ve kibirden kendini adeta yiyip bitiren gururlu soğuk nevale babam bana belki onlarca kez "anuşka! yeter artık o pencerelerden dışarıyı seyrettiğin, hadi artık piyano öğretmenin neredeyse gelir, avuç dolusu ruble veriyorum her saat başına ama sen hala do'yu re'den ayıramadın!" diye söylenip durdu. ah baba, hiç anlamıyorsun hiç, benim istediğim ne piyano, ne ruble, ne de do-re-mi..sonradan görme babamın adeta ermitaj müzesine çevirdiği bu malikaneden nefret ediyorum, piyano derslerinden, zenginlikten... sabahtan akşama kadar pencerelerden bakmak istiyorum.bi de nedense canım bu aralar feci limonata çekiyor ama iklim ve komünizm izin vermiyor böyle şeylere..ahh, rusun çilesi bitmez zaten.. eskimiş bir redingotu olan biri geçiyor sokaktan, arada bir pencereye bana bakıyor, sonra kafasını eğip redingotuna sıkı sıkı sarılıp yoluna devam ediyor.fakirlikten ayakkabıları bile delinmiş ama yüzündeki o huzur, o mutluluk da neyin nesi çözemiyorum..adını bile bilmediğim bu garip yabancı benden daha mutlu, ah gaspadin nedir bunun sırrı,bana da söyleseniz..ah gaspadin ahh, ömrümü çürüttünüz yeminle.
nedem shenin arqi listenle benm arqi listem emen emen aynı yaf... yoxa shen benm feyqim misin yoxa bhen senin feyqin miyim yoxa bhen zurna mıyım yhafs
feyk meyk yok öyle şeyler, ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız. ayrıca senin ortak arkadaş sandıkların benim feyklerim. sitede bi sen varsın bi ben bi de thekimani diye biri vardı, hesabı bana devretti gitti.
feyk meyk yok diyorsunuz ardından bombayı patlatı veriyorsunuz. falan filan benim feykimdir. bizi böyle keşmekeş durumlara sevketmeyin alaşkına hakikat neyse söyleyin. öderiz.
öğrenmek istediğin acı gerçekler için 2 teneke saç örgüsü peynir isterim. buna hazır mısın :/
yha bhen feyq deqilim... sadeje basen hiq hoq yaparqen feyq fiqürler qullanıorum efet... mesleqi bir sır ama burada paylashmanın bi saqınjası yoq benje... mesela bhen hafada f16 fiqürü ciserqen aslında yerde oluorum... ayaqlarım her samanqindan daha saqlam yere basıo fe o an pohaca yio oluorum... tabe halq bheni hafada sanıo... ishte feyq budur
iki teneke çok fazla bir teneke de mutabık kalırsak babaanne mi arar sparişi veririm otobüse verir otogardan alırsın
artık tespit içeren blog yazıları okumıycam içim dışım tespit oldu, ergen ve depresif bloglar okuyup kendimi geliştiricem. ağustos'a kadar gelişimimi tamamlamam lazım.
şu samimi açıklamamın ardından arkadaş listemden ardına bakmadan, bi veda bile etmeden kaçan 2 kişiye (ki hala kim olduklarını bilemedim) en hüzünlü ve duygusal yanımla sesleniyor hatta haykırıyorum : "nereye ya, daha karpuz kesecektik"
yok, o azalma hep dondurmadan oluyor. yaz da geldi ya. bana da oluyor da ordan biliyorum. bi bakıyorum 36, bi bakıyorum 34... sonra "allahım ben naptım, neden ama neden diye" günlerce aç susuz kendimi duvarlara vuruyorum. bi süre sonra takatim kalmıyor, duvara ulaşamıyorum bile . derken son enerjiylen login oluyorum sosyoya, bi bakıyorum yine 36. "neden benimle oyun oynuyorsun, neden ben tanrım!!!1" diye sorarken farkettim ki millet hesabı dondurup dondurup geri geliyor, ondan.
öyle güzel anlattın ki, canım dondurma çekti.. ya da sen tamamen başka bişey açıkladın ama benim aklım ilk cümledeki dondurmada kaldı. AOÇ rulez
senin okuduğun kitap kadar ben müzik dinledim!
nihat doğan sakal gibidir, kesilirse daha gür çıkar.
kader afişi çok güzel olmuş efendim...
"yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi"
kapatıyorum.
diyorum ki yan flüte mi başlasam belki onadır yeteneğim. blok flütüm de iyiydi.
blok flüt bloke oldu, onu boşver. o değil de mor ve ötesi "yaz yaz yaz" şarkısını iyi kavırlamıştı, varmış bi bildikleri dedirtmişti. birer metafor yapsaydık beraber?
bütün bülent ortaçgil kavırlarının orjinallerinden iyi olması gerçeğini yadsıyan nesli kompela öpsün. bana pizivink didi
çoban kavırma, tüm bülent ortaçgil kavırlarına beş basar oysa..ama bunu kompela bilmez, bilmediği için itiraz eder, sonra da lafı böğrüne yer işte böyle. sıradaki türkümüz kara üzüm habbesi ni burdan tüm kompelagillere ve kavırma yapan çobana gönderiyoruz.
şu yazdığın notla bugüne kadar dişinle tırnağınla oluşturduğun sosyomat kariyerini heder ettin canısı. çoban kavırma ne ya hiç mi öğretemedim sana kelime oyununu/alegoriyi/seciyeyi aajajaja.
nası koşmuşum hangi fotoyu yükledin acep diye...sırtıma havlu koyayım da sonra şiir konuşmaya başlayalım
evet ama şöyle baya derinlerden bahsedelim, hazan yaprağı filan sökmez bu sefer.
hmmm heh hani sen taşınıyorken.. hani o aldığımız kalp şeklindeki vazoyu hani eski gazetelere bıdı bıdı bıdı....
bu mısralarını sevdim....vazo fln olduğuna göre çok yakındır hazan yaprağı
üç mısra yetti beni felç etmeye, sen yine bi akrostiş şeysi yaz, ancak kendime gelirim.
viskozite nedir bilir misin yarim aslında ben de bilmem zorluyorumm kendimi yarim ortamlarda bilimsel olmalıyım
viskozite, vazoyla ilgili bişey değilse, yandık :/
feyk hesaplarınızı bırakıp biraz da reel hesabınızla ilgilenseniz? sizi realist yorumlarınızı özler olduk gayrı diye değil haksızlık olmasın diye.
nasıl bırakayım ya:/ aynı anda pc kopat, chosta, thekimani olmak nasıl zor biliyor musun? hele fyodor olabilmeyi hiç anlatmayayım. zor benim işim zor :/
çatal ve tırnak makasını aynı çakıda buluşturan isviçrelilerin salgın hastalıklara yakalanmaması mı, sürekli doğal besinlerle beslenen afrikalıların yaşam süresinin kısalığı mı daha ilginç?
o değil de, bi üstteki mtmz'nin iddiası en bi ilginç.
Çarşı Grubu Kendini Fesh Etti
Yaptığı tezahüratlar ve takıma verdiği destekle sadece Türkiye'de değil dünyada da büyük bir ün kazanan "ÇARŞI" grubu artık yok. Beşiktaş'ın en büyük taraftar desteği kendini feshetti.
"Asi Ruh" filminin galasında konuşan ÇARŞI grubunun kurucusu Alen Markaryan "Artık Çarşı yok. Beşiktaş'ın önüne geçtiğimiz yönünde çıkartılan laflar yüzünden böyle bir karar aldık
msnde alen bey'le yaptığım görüşme sonucu, konu hakkında konuşmama kararı aldım. alen "bu dünyada sadece bbbb'ye karşı değilim" dedi.
oy dereler dereler neler biliyum neler
hoholi :/
sana bişey olmasın
maalesef oluyor bir şeyler ikinci şans üç oluyor o da dörde sarıyor lades diyorsun bile bile laf anlatamıyorsun ele güne eziğe çıkıyor adın tarifi nedir bilmem onun inceden gülerim sevinsin içerlerim kaçarım esirgersin yalnızsan işte burdayım maalesef oluyor bir şeyler.
Kadin misin erkek misin bilemedim. Ona gore birseyler yazacaktim ama ben bir yerlerden ogrenip tekrar gelirim.
|